Sevimli bir Fransız filmi: Un Village Presque Parfait / Home Sweet Home / Evim Güzel Evim

Blogumu terketmedim. 12 yıldır bırakmamış olmam, bırakmayacağımın kesin bir göstergesi olmasa da bırakmak istemediğimin apaçık göstergesi. Ancak böylesi upuzun süre içinde de ara ara uzağında kalmışlığım var ve bu hal iyi geliyor ruhuma. Belki de insanlarla olan ilişkilerimde “çok muhabbet – tez ayrılık” önermesindeki şeyi burada da hissetmek istemeyişim buna sebep… Özlemek güzel çünkü…. Özlemini duyduğun şeyle kavuştuktan sonra kurduğun bağ çok daha güçlü ve kıymetli. O sebeple saklanıyorum böyle bazen , buralarda olmayışım da onlardan biri…

Az önce TRT 2 de içimi çiçekleyen bir film daha izleyince gelmeden yapamadım. İlgilileri de sevecektir eminim…

Benim tarzım belli artık. Salt konusunun, konunun ele alınışının güzelliği-ilginçliği değil, sahnelerinde ruhuma hitap eden şeyler de olunca daha çok bayılıyorum o filme. Hele de su gibi akıp bittiğinde dilimde çikolata gibi bir tat bırakıp gitmişse, içimi çiçekleyen sahneler gözbebeklerime yerleşmiş, hayalimde de yaşamını sürdürmeye devam ediyorsa o film burada paylaşmamı fazlasıyla hakediyor. Zevklerimiz ortak olan herkes de bilsin, farketsin, izlesin. Onlara da iyi gelsin.

Orijinal adı “Un village presque parfait”, “Neredeyse mükemmel bir kasaba” olan film Türkçede “Evim güzel evim” olarak adlandırılmış. Kasabam güzel kasabam olsa daha çok yakışacakmış bence. Evden çok kasabanın kendisi asıl mesele çünkü.

“Saint Loin la Mauderne” yemyeşil dağların içinde küçük bir kasaba.. Üçgen çatılı, sevimli mi sevimli taş evleri var. Esasında kasaba halkı da basit ve tipik taşralılar olmakla birlikte duyarlı, iyi insanlar. Duyarlılar çünkü; yıllar önce emekli olan doktorlarından sonra köylerine başka doktor gelmeyince fabrikaları kapanmış, işsiz kalmışlar. Şehre gidip işsizlik maaşlarını almak güçlerine gidiyor. Bunu yönetmen filmde vurucu cümlelerle iletme gereği duymuş. Filmi ve karakterleri sahiplenmemiz için tasarlanmış olmalı. Bende çok tuttu. Kasabaya bir şekilde yolu düşen doktoru kasabada tutmak için çevirdikleri alavere dalavereler içimde hep masumiyetini korudu. Gerçek hayatta birileri hayatımıza burnunu sokup özelimize vukuf olmak istese kızarız da, sözkonusu kasabada kalsın istenen doktor olunca sağduyumu ve objektifliğimi kaybedebildim. Filmin etki alanlarından biri de buydu sanırım. Etik kurallarımızı sevimli sebeplerle esnetebilmek. Bende başarılı oldu. Kasaba halkı baştan sona gözümde hep haklıydı, çünkü başka seçeneği olmadığı için onca entrikalar -çaresizce- hakkıydı…

Kasaba halkının yeniden bir işe ve çalışacakları fabrikaya sahip olmak için kalıcı bir doktora ihtiyacı var. Kasaba ücra ve taşra bir yerde olduğu için yıllardır hiç bir doktor gelip bu mahrumiyet yerinde kalmak istememiş. Bir gün bir doktorun yolunun düşeceğini haber alınca başta belediye başkanı olmak üzere, tüm kasaba halkı seferber oluyor ve doktorun hoşuna gidecek bir kasabayı yaratmak için her şeyi deniyorlar. Bu şeyler zararsız ve masum şeyler… Hani bir kusur bir kabahat karşısında yapan kişinin affı için “içinde kötülük yok” deriz ya, öyle işte…

Filmde enfes doğa manzaraları var. Çiçeklerle kaplı kasaba sokakları var. Zaman zaman peri masalı gibi… Zaten filmin sonundaki balkabağına dönüşme sahnesi de imgesel olarak buna vurgu yapıyor. İçinde periler olmasa da masalsı hali hoşuma gitti. Samimi ve sakin bir atmosferde ilerliyor olmasıyla birlikte komik de bir film. Defalarca sesli sesli güldüm.

Doktor ana karakter gibi ama filmin aslında tek bir ana karakteri yok. Pek çok kişi başrolde. Oyuncuların içinde tanınmış Fransız aktörleri aktristleri olsa da bazıları o kasabanın yerli insanları imiş. Bu pek farkedilmiyor. Oyunculuklar gerçekten başarılı. Abartılı Fransız mimikleri bu filmde pek fazla yok. O yüzden daha bir sevdim.

Filmin sanatsal bir kaygısı yok ama güzel bir enerjisi var. Aynı zamanda düşündürmeden de bırakmıyor. Türü komedi olsa da bir o kadar sosyolojik (toplumsal) bir film…

Bu arada, bu film 2003 Quebec yapımı “La grande séduction” isimli filmden uyarlanmış. O filmi izleme listeme ekleyip eklememek için araştırırken benzeri iki filme daha denk geldim. Biri 2014 Kanada yapımı “La grande séduction à l’anglaise”, diğeri 2016 İtalyan yapımı “Un paese quasi perfetto”… Üçünü de listeme aldım, umarım en yakın zamanda onları da izlerim.

Bu yazı sevdiğim filmler içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

14 Responses to Sevimli bir Fransız filmi: Un Village Presque Parfait / Home Sweet Home / Evim Güzel Evim

  1. özlem dedi ki:

    güzel bir filme benziyor izleme listeme aldım. Bu arada seni buralarda görmeye sevindim.

  2. rusyena dedi ki:

    Vakit geçirmek için güzel film Özlemcim… Ben de sevinmiş olmana sevindim. 🙂

  3. Neriman K., PhD dedi ki:

    Bazen daha iyi dönüş yapmak için ara vermek gerekiyor 🙂 Ben de izleme aldım filmi.

  4. rusyena dedi ki:

    İyi seyirler diliyorum.

  5. Zeynep (mavi lale) dedi ki:

    Merak etmeye başlamıştım. Kenismi zor tuttum neredesin dememek için. Kasaba halkına benzeyecektim neredeyse 😃😃 filmi not ettim en kısa sürede inşallah seyrederim.
    Çok farklı.bir hikaye ama bir Iran filmi var. Baran seyretmediysen atlama derim. Sevgiler

  6. rusyena dedi ki:

    Harika İran filmleri var, izleyince ‘ayy bunu daha önce neden izlememişim’ diyorum her defasında. 🙂 Eminim Baran da öyledir. Çok teşekkürler, izleyeyim mutlaka…

  7. derya dedi ki:

    TRT2 beni şaşırtıyor açıkçası umarım çigisini bozmaz, sanat olu ve dolu bir kanal. Bu filmi tanıtımda gördüm ancak kaçırdım izleyemedim ama izlemeye çalışacağım Ruşencim teşekkürler ::)

  8. rusyena dedi ki:

    TRT 2 çok önceden de böyleydi. Bir de Kanal 24… Akşam olsun da filmlerini izleyeyim diye dört gözle beklerdim… Sonra TRT 2 yavanlaştı, Kanal 24 siyasi haber kanalı oldu. TRT ciler neyse ki yanlıştan dönüp kanalı eski haline getirdiler. Dileğine ben de katılıyorum Deryacım, umarım bu çizgi bozulmaz, hatta daha da güzelleşir. Doğru düzgün sanat-kültür programları yayınlayan kanal kalmadı, film kanalları paralı oldu. 😦

  9. Naciye dedi ki:

    Merhaba Ruşen abla, iyisinizdir inşallah. Biraz geç de olsa Öğretmenler Gününüzü kutlamak istedim. Günlük telaşelerden ancak şimdi yazabiliyorum. Biraz da nereye yazacağıma karar veremediğim için geciktim. En sonunda, sizinle tanıştığım mekana yazmam en uygunu olur diye düşünerek buraya yazdım😊.
    Sevgilerimle…💐

  10. rusyena dedi ki:

    Çok teşekkür ederim Naciyecim… Epey ihmal ettim buraları… Özledim de… hem yazmayı, hem geridönüşleri, hem de senin gibi tatlı arkadaşlarımı… 🙂 Fakat zaman da nasıl hızlı geçiyor. Yeni yazımın başlığını belirlerken farkettim, altı ay olmuş yazmayalı… İki, en fazla üç ay gibi geliyordu bana… Bir kez daha şaştım zamanın bu koşar haline… Daha sık yazmak, görüşmek dileğimle sevgilerimi gönderiyor, öpüyorum çok…

  11. Geri bildirim: Haziran / Temmuz / Ağustos / Eylül / Ekim / Kasım 2020 – Aydöküm | ruşyena

  12. Deniz dedi ki:

    Sizinle aynı zevkleri paylaşmaktan mutluyum.Doğa ve kırsal ile bütünleşen çiftlik temalı filmleri de izlemek terapi gibi….Kaleminize sağlık.

  13. rusyena dedi ki:

    Sevindim… Çok teşekkürler.

  14. Momo dedi ki:

    Yaptığın yorum çok başarılı bende bu filmi. iki kez daha önce izledim..begendğim yorumun su oldu evet bende çok sesli güldüm..filme bana göre de son zamanlarda seyrettiğim en iyi komedi flmi idi…doktorla başkan in balık tutma dan dönüşünde yolda rastladıkları köylüler doktor nehir i.temizlemişsin esprisine dakikalarca güldüm. Çünkü sepet bomboş idi…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s