Yollarda -20 (Ayak izini filan boşverin, Şeytan Sofrası’na gidecekseniz muhteşem manzarası için gidin)

En az bir 16, belki de 17 yıl olmuştur görmeyeli. Tur dahilinde olunca Ayvalık sahilinde çok da fazla oyalanmadan düştük yola. Oradan günbatımını izlemenin harika olduğunu anımsadığımdan ben de yol boyunca içimden “ay inşallah günbatımını kaçırmadan varırız”ın telaşını yaşıyordum. Malum tur olunca her kafadan bir ses çıkıyor ve yanına destek mangalarını alabilenler, kendi istekleri olsun diye şoförü ve tur operatörlerini yaylım ateşine tutabiliyor. Nitekim bir grup genç kızımızın “günbatımını göreceğiz de ne olacak, daha ayvalık tostu bile yiyemedik” kaprislerine rağmen şoförün kararlılığı ile vardık Şeytan Sofrası’nın kapısına. (Ayvalık tostu satılan yerler de varmış neyse ki kızların da gönlü oldu. )

O nasıl kalabalık… kapı önünde o nasıl yığılma… Önceki gelişimde olmayan şeytan figürünü görüp içimden az bir muhasebe edesim var. Ama yığınlar arasından zar zor görebiliyorum tamamını. Ufacık tefecik bir şey… Bir ara uzun boylular önümden çekiliyor da üst tarafını kadrajıma ancak alabiliyorum. Sivri kulakları ve boynuzları olan bir yüze gülümser biçimde yerleştirilmiş şapşal bir ifade. Şeytan kavramından korkunçluk, ürkünçlük beklerken bu komik figürle şeytanın sevimlileştirilip canayakınlaştırıldığı sonucuna varıyorum. Oysa şeytan kötülüğün sembolüdür ve onun kötülük anlayışında kötülüğün her türlüsü vardır. Dolayısıyla ona sevimli bir görüntü çizmek şeytanın aslına ihanettir. Yani ben orada çok çirkin, ucube, korkunç mu korkunç, bir baktığımda belki de bir kez daha bakmaktan çekineceğim boyutta bir şeytan görmeyi daha çok isterdim.

Pazarlama stratejistlerinin kabul görüp uygulamaya koyduğu bu şapşal şeytanı geçip kocaman kapıdan içeriye giriyorum. Kapıdaki kalabalık da ne ki! Midilli adasına bakan yüzlerce masa başta olmak üzere, tepenin bu tarafı tıklım tıklım. İnsanlardan izin isteyerek yıllar öncesinden aklımda kalan o güzelim manzaraya bakmak için iyice kıyıya gidiyor, belki daha sonra hiç fırsat bulamam diye bir kaç kare almaya çalışıyorum.

En arkada Midilli… önünde irili ufaklı Ayvalık adaları… adaların üzerinde öbek öbek yerleşim yerleri… koylarda demirli yelkenliler… masmavi denizde bir o yana bir buyana giden tek tük tekneler, kayıklar… ve yukarıda, bembeyaz bulutlarla neşelenmiş açık mavi bir gökyüzü; aşağıda, alabildiğine yeşillik. Şeytanın sofrası da ayak izi de şurada kalsın, sırf o manzara için oraya gitmeye değer.

Ayak izi denilen şey de bir bebeğin patik biçimli ayakkabısının devasa boyutta olan hali… Hani şeytanın ayakları keçi ayağı gibi toynaklı ayaklardandı? Ayakları çamur olmasın diye patik tabanlı pabuç yaptırmış demek ki! 🙂 Şeytanın ayak izi denilen çukurluğu su ile doldurmuşlar ve şu demirden kafesin içine saklamışlar. Oraya buraya çaput bağlayarak hayaline kavuşacağına inanan insanlarımız da medeti Allah’ta değil, şeytanda bulabilmek için dilek türbesine çevirmiş orasını.

Yetmemiş, gelişmekte olan küçücük bir zeytin ağacını da hedef alıp aynı muameleye maruz bırakmışlar. Şeytandan medet umma ritüelleri bunlarla da sınırlı kalmıyormuş. İçi özellikle su ile doldurulan ayak izi dilek çukuru haline getirilmiş, itikat zayıflığı içindeki ziyaretçilerin o çukurun içine bozuk para atmalarına imkan yaratılmış. Düşünün o çukura günde ortalama üç yüz otuz üç kişi 1er tl atsa, bir ayda 10.000 tl civarı para yapar. Kapının anahtarı kimde ise taş atıp kolunu yormasına gerek yok… şeytandan medet umanlar olduğu sürece aç kalmayacak belli!

demir parmaklıklar arkasındaki su dolu yer şeytanın ayak izi (!)

Rahmetli babama sonsuz minnettarım… Biz evlatlarını hurafelerden uzak tuttu hep. Annem dindar olması sebebiyle erenlerin, evliyaların yatırlarına, ziyaretlerine önem verir, oralarda dilekler dilerdi ama o bile burada olsa, bu duruma saçmalık gözü ile bakardı, çünkü nerede durulması gerektiğini bilirdi. Her ikisinden bir şeyler alıp aklımla yoğurarak vardığım kanaate göre; ben ihtiyacım olan şeyi yalnızca Allah’ın verebileceğine inanıyorum ve dileğimi de, yakarımı da yalnızca ona yaparım. Bu katı düşüncemden dolayı da (dini, örfi ritüelleri çoğunluk sevmeme rağmen) bana çok itici ve çok yanlış geliyor bu tür ritüeller. Ne diyeyim… o küçük zeytin ağacını da öyle gördüm ya, gerçekten üzüldüm. 😦

Ben böyle şeytan meytan, türbe mürbe, ritüel mitüel diyerek iç muhasabesine düşmüş iken güneş de yavaş yavaş aşağıya iniyor, beklenen an yaklaşıyordu neyse ki. Bundan böyle manzaranın ve renklerin tadını çıkarma zamanıydı.

Altın toptan dökülen simler karanlık denizi nasıl da güzel yaldızlıyordu.

Az önce bir dolu ağızdan aynı anda çıkmakta olan uğultu da kesilmişti neredeyse. O tepede aynı yöne bakan bizler kah çıplak gözlerle, kah elimizdeki foto çekim cihazlarıyla tek noktaya odaklanıp o biricik anın hakkını vermeye çalışıyorduk. Zira o saatte orada olan büyük çoğunluğun birincil ve ortak gayesi bu idi.

Sonra ne olduysa aynı yerde kalamadım. Bu güzelliği daha başka hangi açılardan ölümsüzleştirebilirimin telaşına düştüm. İnsan kalabalığından uzak, yalnızca doğayla ve karşımdaki güneşin güzelliğiyle başbaşa kalabileceğim yerlerin peşinde koştum. Keşfettiğim her yeni açıda yeniden yeniden büyülendim.

O akşam orada beni oradan oraya koşturan o güzelliği andıkça hala o anın heyecanını duyuyor, mutlu oluyorum. Anlar da içe doluyor, kapağını açtıkça ruhu-bedeni buram buram sarıyor yahu!

Bu akşam ay tutulması var… içimde yine aynı heyecan… Haberi olmayanlara da buradan haber verip bu postu burada noktalayayım… Gündoğumları da, günbatımları da beni böyle hem esir, hem esrik ediyor vesselam. 🙂

Bu yazı yollarda içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

7 Responses to Yollarda -20 (Ayak izini filan boşverin, Şeytan Sofrası’na gidecekseniz muhteşem manzarası için gidin)

  1. Ecehan dedi ki:

    Çok hak veriyorum kızdıklarına. Bi kere saçma sapan peçeteler, su şişesi bantları gibi çöplük malzemesiyle nasıl bir güzel dilek dilenmiş olabilir anlayamıyorum. O güzelim zeytine nasıl kıyarlar onu hiç anlamıyorum. Bunlar çok üzücü şeyler gerçekten. O aptal heykelimsilere de acayip gıcığım, ne şeytanı andırıyorlar ne de komikler, olsa olsa lüzumsuz bir kirlilik yaratılmış. Oysa sadece o manzara ile huzur veren bir konsept zaten yaratılmış durumda… Öyle güzel ki…
    Tostları da iyi ki yemişler bu arada kızlar, maazallah yoksa ;))

  2. On numara bir başlık atmışsın bu paylaşıma sevgili Ruşyena. En başta onu diyeyim. Sonra ben de çok sevmiştim oradaki manzarayı. Hayran kalmıştım her köşesine. Ha peçeteli para atmalı köşelere değil tabi. İnsanların şeytanı merkeze alıp çakma türbe ziyaretine dönüştürecekleri kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi ama olmaz dememek lazımmış. Orada gördüm. Her yeşil kubbeyi türbe sanmamakla birlikte Allah dostlarının kabirlerini ziyaret etmeyi severim ben. Onların ruhlarına fatiha göndermek zarif tanışıklıklar oluşturmak hoşuma gider. Bez çaput bağlayanları para atanları anlamak mümkün değil tabi. “İnanç” bazen lastik gibi genleşebilen sınırları aşabilen bir şey halini alıyor. O sınırları bulmak için daha fazla okumak gerekiyor sanırım.
    Daha huzurlu bol tefekkürlü gezilerin olsun canımcım. Olsun da biz de bol bol okuyalım 🙂 Ayvalık tostsuz da kalmasın hiç bir gençlik mazallah diyeyim bu arada :)))
    Not: Telefondan bloğuna ulaşamıyorum ya üzülüyorum seni okumak için pc yi açmayı beklediğimde. Oysa metroda çarşıda orda burda anında açıp okuyabilmek isterdim. Varsa bi önerin açığım. Sevgiler tatlım 😉

  3. rusyena dedi ki:

    Evet ya Ececim çerden çöpten medet umar hale gelmiş bazıları… ilginç… 😦
    kızlar muratlarına erdiler neyse ki, gelinceye kadar dinlerdik artık… 🙂

  4. rusyena dedi ki:

    Bilgecim ben de seviyorum büyüklerin mezarlarında dua okumayı… gelibolu zaten yatırlar-ziyaretler şehri… evime yakın çok var… nereye gitsek hep karşımıza çıkarlar… ruhlarına fatihalarımızı okur devam ederiz. buradaki çok ilginç… tema şeytan olmasına rağmen yapılmış tüm bunlar…
    Ah evet isteklerini kolay elde eden bu yeni nesil, olmama ihtimalinde bunalıma giriyor hemen… psikolojileri bozulacaktı kızların maazallah… tepede buldular da yediler… 🙂
    Ben bloguma telefonumdan google’a yazarak bakıyorum bazen…onun dışında bir çözüm var mı hiç bilmiyorum…

  5. naciye dedi ki:

    Merhaba Ruşen Abla, yine gülümseyerek okudum bu samimi yazınızı. İnsanların şeytana atfedilen bir yerden medet ummaları, bunun saçmalığını düşünmeden bir de peçete vs bağlayarak yapmaları hazin bir durum. Onlara da doğrusunu öğreten güzel anne babaları olsaydı keşke. Sizin duruşunuz doğru olanı zaten ablacığım. Fatiha suresinde hep bunu dillendiriyoruz; “Yalnız Sana kulluk eder ve yalnız Senden yardım dileriz” diyerek. Şahsen hayatımda bu duruşu hakkıyla yapamasam da benim öğrendiğim bu. Büyüklerin türbelerinde dua okumak elbette çok güzel. Onlara hürmet göstermektir. Ve okuduğumuzun Allah tarafından kabul edilip, hem biz hem o türbede yatan zatlar için rahmete, güzelliğe vesile olmasını istemektir. Bu konuda ve diğer konularda ahkam kesmek haddim değil ama bişeyler yazmadan duramadım.😊
    Fotoğraflar çok güzeldi.
    Sizi, paylaştığınız güzel manzaraları ve tefekkür dolu yazılarınızı seviyorum ablacığım.
    Her daim güzelliklerle karşılaşmanız temennisiyle…

  6. rusyena dedi ki:

    Merhaba Naciyecim, bu anlamlı yorumun için öncelikle çok teşekkür ediyorum. Gezi yazılarımı gittiğim yerlere referans olsun, rehberlik etsinler diye değil de, gezip gördüğüm şeylerin bendeki yansımalarını, izlerini paylaşmak üzere klavyenin başına oturuyorum. sonuçta da öznel hisler, düşünceler dökülüyor seçtiğim harflerden… benimki de asla ahkam kesmek değil… düşüncemi dile getirmek… aynı noktada da düşüncelerimiz kesişmiş çok sevindim…
    Sana ve güzel ailene mutlu günler, çok çok sevgiler…

  7. naciye dedi ki:

    😊💐💖

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s