Dünya apaçık bir kitap / şimşek ve azot döngüsü

Bazen bir bilginin kırıntısı bile ne değerli şey… Sonra sen o kırıntının peşine düşüp esas olana ulaştığın vakit,  akli ve kalbi tatmine erebiliyor, mühim sorunun tek ve asıl cevabını bulabiliyorsun ya,  o kırıntının önemini daha iyi anlıyorsun.

Bir de şu var; yeryüzünde var olan hiçbir şeyi , öylesine, başıboş yaratmamış yaratan. Muazzam bir etkileşimli var oluş var. Bir şey “bir” iken, aslında başka başka  misyonu, başka başka fonksiyonu var.  O “bir” şey salt kendi için değil, başka başka şeylerin varlığı ve varlıklarının devamlılığı için de var. Bu konuda “hah işte bu !” dedirten her bir bilgiye ulaştığımda daha da derinden hissediyor, doğruluyorum bu gerçeği… İçime dolan aşkın istekle de her “bir” şeyin perdesini aralamak, varlık anlamını keşfetmek  gereği duyuyor, oraya buraya saçılmış bilgi kırıntılarına kayıtsız kalamıyorum.

 Zira hiçbir şey amaçsız değil.

hayat bilgisi3-14

Zira “bir” şey, çok şeyle etkileşim ve dayanışma halinde…

Şeyler hep başka şeyleri destekliyor, besliyor, idame ettiriyor. (sırlar kapısının ardında)

hy bl 6 1

Zira her şey

“al beni…

oku, irdele… tel tel – lif lif çöz…

sonra da bul !”

diye bağırıyor.

kırlarda 3 4

O vakit,  önce sırlar kapısına varmak gerek!

kırlarda 5 a

Geçenlerde bir gün, kocacıkla, çiftçilerin topraklarını bilinçsizce zehirledikleri üzerine konuştuk da konuştuk… Malum yıllardır her fırsatta kırlardayız ve doğa üzerine yaptığımız keşif ve bilgilenmelerin yanı sıra köylüler ve çiftçilerin yaşamlarına da odaklanıyoruz, gördüğümüz bulduğumuz anlarda… Bakıyoruz, gözlemliyoruz, anlamlandırıyoruz, öğreniyoruz….vs…  Bazen de çok ama çok kızıyoruz. Mesela ilkbaharda –hani o trafik canavarlarını betimleyen afişteki adam var ya, onun gibi- toprak canavarına dönüşüyor bu çiftçiler… Tarlalarında kullandıkları tarım ilaçlarının boşalmış ama yine de içlerinde sızıntı halinde –doğaya son derece zararlı- atıklarının olduğu kutuları oraya buraya, en çok da çeşmelerin yanıbaşlarına fırlatıp kaçıveriyorlar… İlaçlama araç-gereçlerini de oralarda yıkıyorlar… Sonra zavallı hayvanlar gelip o çeşmelerin yalaklarından, yalakların akıntılarından, akıntı yoluyla başka başka yerlere ulaşan sularından bilmeden, kana kana su içiyor. Sonra bu sular derelere karışıyor, o derelerle temas halinde olanlar bu atıklarla da temas haline geçiyor.

Hiç unutmuyorum, Gelibolu’ya ilk geldiğimizde bir dere kenarında yaptığımız piknik sırasında oradan geçen köylünün biri durup bizi bilgilendirme gereği duydu… Ben zavallı, ayaklarımı dereye sokmuş, elimle de sularıyla oynayı oynayıveriyordum çünkü… Civardaki tarlalarda yapılan ilaçlamalar olduğu  gibi bu derelere karışıyormuş ve hatta çiftçiler ilaçlama araçlarını getirip bu derelerde yıkıyorlarmış… Sinsi ve yavaş yavaş işleyen zehirlemenin boyutunu siz düşünün… Tarım ilaçları yüksek dozda olmadığı sürece zehirleme belirtilerini anında göstermiyor, zamana yayıyor tahribatını ve yapacaklarını… Düşününce nasıl da kızıyor, nasıl da üzülüyorum. Ve aslında bu derin ve uzun mevzuyu ayrı bir vakte bırakıp konuyu dallayıp budaklamadan asıl konuya dönsem iyi olacak… zira bu konuda hayli dertliyim… Tarım ilaçlarındaki canavarlıklarının yanı sıra gübreleme zamanı da bir haller oluyor bu çiftçilere…. Azot yüklü kimyasal gübreleri basıyorlar topraklarına… topraklarının ihtiyaç miktarını ölçtürmeden, belirletmeden… (İl ve ilçe Tarım Müdürlükleri toprak analizleri yaparak  bu konuda ücretsiz hizmet veriyor, ama kimseler de toprağından küçük bir numune alıp da “bak bakalım, benim toprağımın ne kadar azota ihtiyacı varmış” demiyor. )Basıyor gübreyi… toprak zehirlenmiş, kimyasallarla dolmuş umrunda değil!… O yıl alacağı ürünün rekoltesine bakıyor.

Sonra bakıyorsun vücudunda hormonal dengesi bozulmuş her bir çocuk için “belki de çıplak ayakla bastığı kimyasal yüklü topraklar” yüzünden olmuştur diye, teşhisler konuluyor… amansız hastalıklara sebep olabilme ihtimali, bir çok destekleyici fikirle birlikte açık açık dillendiriliyor… ilkbaharda çimenler üzerine yayılıp piknik yapmak, koşup oynamak isteyen insanlara, “aman ha!!!” denilerek toprakla direkt temas halinde olmaması gerektiği uyarısı yapılıyor.

hb 8 9

İşte bizim bu mevzulardan çıkamayıp uzun uzun konuştuğumuz günün akşamı minicik bir bilgi kırıntısı geldi, buldu bizi… Kanallar arasında zaplarken, bir bilim insanı gökyüzündeki azotun yeryüzündeki toprakla buluşmasında , çakıp duran şimşeklerin çok büyük rolü olduğunu söylüyor, aklımızın karanlıkta kalan  yanına nokta atışlı bir ışık tutuyordu.

Lisede biyoloji dersinde gördüğümüz azot döngüsünden, canlıların öldükten sonra çürüyüp toprağa karıştıklarında bakteriler  vasıtasıyla ayrıştırılıp bir nitrifikasyon sürecinden geçerek nitrata dönüştüğünü ve doğal gübre olduklarını hatırlıyordum ama benzer işlemin şimşekler tarafından gerçekleştirildiğine dair bir bilgi aklımın odacıklarında yoktu … zihnimi kurcaladım, bulamadım.

Hemen bu minicik bilgiye sarıldım. Sırlar kapısına koşmaya başladım. İki bulutun çarpışması sonucu oluşan elektrik akımının yeryüzüne düşmesinden öte hakkında başka şey bilmediğim “şimşek/yıldırım” meğer ne önemli bir misyona ve ne derin amaçlı bir fonksiyona sahipmiş, canlıların yaşam döngüsünde… Onu tasarlayan güç onu “bir” kılarken, ona başka başka aracılık, başka başka işlevsellik kazandırmış.  Ve aslında %70 ini azot olarak yarattığı atmosferle, bize “sizin ihtiyacınız olan azot burada fazlasıyla mevcut” demek istemiş.

şimşek 4c

Oysa her derde deva bulan(!)  “ilaç sektörü” bir tarafımızı iyileştirirken diğer taraflarımızı bozmakla kalmayıp, topraklarımızın da sağlığına çoktan el atmış. Hayvan yetiştirmeyen çiftçiler için (onlar tarlalarında hayvanlarının gübresini kullanıyor) –ki sayıları hayli fazla- ucuz ucuz, paket paket, kullanımı kolay kimyasal gübreleri üreterek dünya piyasasına sürmüş, bulunmaz nimet kılmış! Bir de “aman yıldırım düşmesin” diye güvenliğimizi önemseyen(!) paratoner satıcılarının korkumuza elzem(!) satışları ile, oraya buraya diktiğimiz paratonerlerle, yıldırımın toprakla buluşmasına engel çabalar.. onlar da bunlara tuz biber olmuş…  Biz insanoğulları ve de kızları, kendi kuyumuzu kendi ellerimizle çoktan kazmışız!

şimşek 8c.jpg

Oysa ekosistemde her şey öyle kusursuz, öyle ahenkli tasarlanmış ki… Orada canlı ve cansız her bir şey birbiriyle etkileşim halinde… Orada hayatiyet kendi döngüsünde ahenkle akıyor, varlıklar birbirleriyle temastaki madde ve enerji dolaşımıyla birbirlerini besliyor ve yeniliyor, varoluşun sürekliliği böyle devam buluyor. Doğada her şeyin bir ya da birden fazla amacı var ve hiçbir şey israf ya da ziyan olsun diye yaratılmamış, her şey bir şeyin ya da bir şeylerin hayatında etken ve etmen… Sırlar kapısını aralayıp ulaşabildiğin her bir öz bunu sana açık açık söylüyor.

Dünya apaçık bir kitap! İyi okumak gerekiyor…

 

Not: Bu bilgi kırıntısının peşine düşüp biyoloji sitelerini araştırdığımda yağmurun da şimşekler gibi azot döngüsünde önemli bir işlevi olduğunu öğrendim. Bir çakımlık şimşek bile bu denli önemli ve değerli iken, bir su damlasının neler için tasarlanıp yaratılmış olduğunu düşünmek, o tasarımcının ve yaratıcının, tasarım ve yaratım büyüklüğünü tasavvur etmede  ne denli önemli ama aynı zamanda ne denli de basit bir örnek…  Alem sırlarla dolu… Biyokimya ve mikrobiyoloji  bilimlerindeki nice sırlara ermiş Aziz Sancar’ın bugün Allah’ın varlığına olan inancını, ve daha nice bilim insanının Allahın varlığı ile ilgili düşüncelerini küçük görmemek, es geçmemek gerek…

Reklamlar
Bu yazı dünya bir kitaptır içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

2 Responses to Dünya apaçık bir kitap / şimşek ve azot döngüsü

  1. Ecehan dedi ki:

    Ne güzel….Yine ne güzel bilgilerle dolu dönüyorum sayfanızdan…Sevgiyle…

  2. rusyena dedi ki:

    ececim… öpüyorum çok…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s