Temmuz 2018 – Aydöküm

Ayağımın tozuyla, biten ayın dökümünü yapmaya geldim. Zira hemen peşinden sıcağı sıcağına Gökçeada postumu hazırlamak istiyorum.

Şu sosyal medyada çok sevdiğim iki paylaşım alanı var; biri sevgili blogum, diğeri de instagramın hikayeler bölümü… İkisi de kendimi daha özgür, daha rahat hissettiğim yerler… Ama en çok da blogcuğum… açık ara önde…

Aylık bazda baktığımızda koskocaman bir Temmuz ay’ı geçti. Ama nasıl geçti diye soracak olursanız, pek sakin, pek kendi halinde geçti. Zaten tatillerimi en çok da slowlife modunda geçirmeyi istediğim için beklentime tamamen karşılık vererek geçti. Son günlerde Nevoşcuğumla yaptığımız Gökçeada kaçamağı ile sonunu daha da hareketlendirip renklendirerek Ağustos’u daha bir enerjik daha bir planlı programlı yaşamam gerektiğini hatırlattığını da eklemeliyim ama. Zira 1 Ağustos itibariyle “nee eylül mü geliyor?” ampulü kafamın içinde yanıp yanıp sönmekte… Hah, 2. gününe de gelmişiz, ne kalmış şunun şurasında Eylüle!…

Aslında Eylülün gelmesine, havanın serinlemesine, kırlara günün her saati koşabileceğime, şu yapış yapışlıktan, buhar olup uçmaktan kurtulacağıma vesaire çok seviniyorum… da okulum açılıp iş hayatına da başlayacağım, dolayısıyla tatil modundan çıkacağım için de “yaz bitmesin” sendromuna girmiş bulunmaktayım sanırım… 🙂 halet-i ruhiyem şimdilik bu durumda. 🙂

Bir önceki ay, “Limonata tadında film maratonu” listemden sadece 4 film izleyebilmiştim… Temmuz ise bu anlamda oldukça verimli geçti, tam 10 adet film izledim. Son günleri gezide geçirmemiş olsaydım en az iki film daha izleyebilirdim. Bu bağlamda, listemde kalan filmleri iyice bir eriteceğimden Ağustos ayı için oldukça ümitliyim.

running wild2

İzlediğim on filmden ilki çok sevdiğim çiftlik temalı Umut Çiftliği (Running Wild) isimli film oldu. Adı gibi insana umut aşılayan, mutlu sonlu bir film… Tabii mutlu sona ulaşabilmek için hayli zor zamanlar geçmesi gerekiyor. Eşinin ölümüyle tüm mal varlığını kaybeden bir kadınla karşı karşıyayız. Çünkü ölmeden önce eşi her şeyini kaybetmiş, dolayısıyla da karısına pek bir şey kalmamış. Üzerinde yaşanılan çiftlik de her an kadının elinden gitmek üzere… Kadın, kahya konumundaki adamıyla birlikte mahkumlara çiftliğinde istihdam sağlayarak atlarını ve çiftliğini kurtarma yoluna gidiyor. Yaşanan olaylar mahkumlara hayatın başka yüzlerini gösterirken kadın da umut ettiği mutlu sona ulaşıyor. Spoiler içeren bir yorum oldu, yine de her şey detaylarda saklı tabii. Konusunu sevdiyseniz vakit ayırıp sakin bir anınızda izleyin derim.

 

undirtrenu2

Ağacın Altında (Undir Trénu)  adındaki film listeden seçtiğim ikinci film oldu. Film İzlanda-Polonya-Danimarka ortak yapımı… Dram ağırlıklı, hatta trajik sahneler de var ama aynı zamanda komik sahneler de var…. aralara serpiştirilmiş müstehcen sahneler de var…Çoluk çocuk izlemeyi düşünürseniz, baştan anımsatıvereyim… 🙂 Konusuna gelecek olursam; geçmişte yapmış olduğu haltları evliliğine taşıyan ve akabinde eşine yakalanıp kapı dışarı edilen bir koca var… Evden kovulunca anne-babasının evine yerleşiyor. Anne-babanın da hiç anlaşamadığı karı-koca bir komşusu var. Olayların dramatik, trajik ve komik sahneleri de en çok bu iki komşu arasında geçiyor. Unutmadan… filme adını veren ağaç da bu iki komşunun bahçelerine ortak bir ağaç… İçinde hem kötülük, hem komiklik olan bu karamizah filmi izlemeden geçmeyin derim.

(Her filmi izledikten sonra ismini “izlenenler listem” e not düşüyorum. Dolayısıyla izleme sıralamam gerçekte olduğu gibi… )

lady-bird2

İzlediğim üçüncü film de Uğurböceği (Ladybird) oldu. Kimliğini ve kişiliğini ararken annesiyle kapışmak ve ters düşmek durumunda kalan bir genç kızın ergenlik bunalımlarını konu alan bir film. Kız, gerçek adı Christine olsa da kendine Ladybird adını seçmiş ve bir yaşam loser ı olduğunu düşündüğü babası ve baskıcı, müdahaleci annesi gibi olmamak için büyük çaba içinde… Ergenlik döneminin içini dolduran her şeyi filmde bulmak mümkün… Ergen çocuklarınız varsa, hayata bir de bu pencereden bakmak adına izlemenizde yarar var… Ne de olsa hemen hemen her ergen ve her anne-baba o süreci değişimsiz, farklılıksız atlatamıyor.

 

Novitiate2

Dördüncü izlediğim Genç Rahibeler (Novitiate) filmi de Ladybird filmiyle  benzer konuyu ele almış. Burada da inançsız bir annenin rahibe olmak isteyen ve kendini manastıra kapatan kızı ile ilişkisi konu ediliyor. Bununla birlikte baş rahibe ile diğer rahibeler ve  rahibe adayları arasındaki katı ilişki, Hristiyanlık dininde olmasa da din uygulayıcılarının din içine sokup uygulamaya koyduğu katı kurallar, değişime gösterilen direnç, inanç uğruna vazgeçtiği özgürlük karşısında zorlanan ve arayış içinde olan genç kızlar filmdeki belli başlı temalar…  Rahibelerin yaşamını merak ediyor, psikolojik ve sosyolojik çözümlemeler yapmak istiyorsanız film tam size göre.

 

olivia newton2

Dramdan sonra sevdiğim tür biyografi… içinde dram barındıran biyografik filmleri ise ayrı bir seviyorum. Çocukluğumda hafızamın bir kenarına pozitif duygularla kaydolmuş olan ünlü şarkıcı ve dansçı Olivia Newton John’un hayatını konu alan Olivia Newton John: Hopelessly Devoted to You isimli film izlediğim beşinci film oldu. Başarılarla dolu bir hayata doğru giderken hangi zor  dönemeçlerden geçildiğini anlatan, şaşırtıcı ve üzücü bir yaşam hikayesi. Severek, ilgiyle izledim.

 

mary-shelley2

İzlediğim altıncı film yine bir biyografi filmi idi… Kült roman Frankenstein’ın yazarı Mary Shelley’nin yaşamını konu alan Mary Shelley adlı film… Olivia Newton John’un yaşamına acıklı derken daha da acıklı bir film içinde buldum kendimi… Filmin geçtiği dönemi de göz önünde bulundurunca  hayli zorluk içinde geçmiş yazarın yaşamı… Yine de karşılaştığı zorluklar karşısında dimdik duran bir kadın var karşımızda. Babasının karşı koyuşunu hiçe sayıp henüz eşinden ayrılmamış bir adamla kaçan genç bir kadının evliliğinde bulamadığı huzuru konu alan dramatik bir yaşam öyküsü… Kaçarken yanında kızkardeşini de götürüyor ama kızkardeşe dahi güvenilmemesi gerektiğinin acı deneyimini yaşıyor. Yine de yılmıyor… çünkü yaşayacağı daha başka zorluklar var… hem özel yaşamında, hem de yazarlık serüveninde… Hayat çoğu zaman kadınlar için nasıl  zor oluyor!

 

the-15-17-to-paris2

Yedinci film olarak 15:17 Paris Treni (The 15.17 to Paris) isimli filmi izledim… En sıkılarak izlediğim film olduğunu baştan söyleyeyim… zaman zaman kapatıp izlemeyi bırakma isteği ile dolup taşsam da terasta esen püfür püfür rüzgarın ve kuş seslerinin hatrına, aklım biraz da onlara kaymış vaziyette,, içine çok fazla gömülemeden izleyip bitirebildim neyse ki. Film çocukken bir arada büyümüş erkeklerin büyüyüp kendilerini bir tren yolculuğunda macera içinde bulduklarını konu alan bir film… Yönetmeni de çok sevdiğim Clint Eastwood ama ben bu filmi sevemedim nedense…

 

wonderwheel2

İzlediğim sekizinci film Dönme Dolap (Wonder Wheel) oldu. Bu film boş vakit geçirmelik, çerez kıvamında bir film. Mafya kocasından kaçıp babaevine sığınan genç bir kadın var. Babanın da histerikli bir yeni karısı var…  Bu kadının da yangın çıkarmayı seven ruhu bozuk küçük bir oğlu var… ayrıca kadının kocasını aldattığı bir de yakışıklı bir cankurtaran sevgilisi var… Kocasından kaçıp baba evine sığınan genç kadın bu yakışıklı gizli aşıkla tanışıyor ve film biraz aksiyon ve sürükleyicilik kazanıyor. Aksi halde üvey anne rolündeki Kate Winslet’ın gerçekçi ve histerikli halleri ile Justin Timberlake’in ikilemliği bile filmi kurtarmaya yetmiyor. Yine de Kate Winslet ve 50 li yıllar hatrına izlenebilir.

 

tulip-fever2

Dokuzuncu izlediğim film ise Aşk ve Laleler (Tulip Fever) idi… Film çok eski bir dönemi, 17. Yüzyılın Amsterdam’ını konu alıyor. Soylu bir adamın yoksul çevreden çekip çıkardığı ve kendine eş edindiği genç ve güzel bir kadının, resimlerini yapmak üzere eve gidip gelmesiyle aşık olduğu genç ressamla ilişkisini konu alan yasak aşk temalı bir film… Soylu adam baba olmak için, genç ve güzel kadın da kocasına evlat verebilmek için yanıp tutuşurken evin genç ve güzel hizmetçisi kendisini terk eden sevgilisi tarafından hamile bırakılıyor. Bu bebek sınıf atlamış genç kadının kurtarıcısı olabilir. Ama işler umduğu gibi giderken yol da değiştirebilir. Dönem filmlerini sevenler için izlenesi bir film…

 

tramontane2

Onuncu ve de sonuncu izlediğim film de Fransa-Lübnan ortak yapımı Dağların Ardında (Tramontane / Rabih) oldu. Arap kültürünün hakim olduğu sahneler ve jest-mimiklerle dolu, gözleri görmeyen müzisyen bir çocuğun yaşamındaki gizemleri ve sürprizleri konu alan, duygu yüklü bir film… Bir gün annesinin gerçek annesi olmadığını ve köklerinin anlatılanın dışında bir yerlerde olduğunu öğrenen insan, gerçek kimliğini aramak istiyorsa daha başka ne yapar? Gözlerin görmemesi buna engel olamaz… Ruh tatmin olmak ister… Gözleri görmeyen bir gencin kendini bulma yolculuğunu merak ediyorsanız durmayın izleyin derim.

 

anne 14

Temmuz ayım film izleme adına dolu dolu geçti… Ve yine çok güzel bir şey yaptım, ikinci sezonu yayınlanmış olan çok sevdiğim “Anne” dizisinin daha önce izlediğim birinci sezonu ile birlikte yeni bölümlerinin tamamını izledim. Nasıl izlemeyeyim… her biten bölümle bir sonrakinde neler olacağını merak edip Anne’in serüvenlerini peşipeşine takip etmektan kendimi alıkoyamadım. Üşenmeden, sıcağı sıcağına, şuraya da düşüncelerimi yazmıştım. Daha önce okumadıysanız, detayını öğrenme ihtiyacındaysanız tıklayıp okuyun derim.

Konu okumaktan açılmışken geçen ay okuduğum Hayvanlardan Tanrılara-Sapiens kitabının devamı olan Homo Deus’u bu ay okumaktı niyetim. Ne zaman bulabildim, ne de o zamanı yaratmakta çaba sarfettim. Önümüzdeki ay gerçekleşir dilerim.

Reklamlar
Bu yazı aydöküm içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s