Hayat Bilgisi Dersleri 2 – Günümüz insanı doğanın bir parçası olduğunu unutmuş vaziyette

Önce şu harika görüntüleri izleyin… (Ben şöyle yapıyorum; o rüya gibi köye bir şekilde yolu düşen adam aslında benim, yerine kendimi koyuyorum… Siz de öyle yapın hadi… Zira hangimiz böylesi bir “rüya-köy”e gerçek hayatta rast geldik.. ya da gelebiliriz ki!…

Biz gelemedik belki…. gelecekte… başka insanlar…………………. neden olmasın ki!)

Su Değirmenleri Köyü – Akira Kurosawa’s Dreams (Yume – 1990) from Mahmut on Vimeo.

Metaforik anlamda irdelediğimizde de kareli gömlek-kot pantolon giyip kasket takmış olan o adam teknolojinin nimetlerinden fazlasıyla yararlanan bizleri sembolize ediyor aslında. Ve karşısındaki yöresel giysiler içindeki yaşlı amca da doğallığı, doğayla uyumlu bir içiçeliği ve gelenekselliği sembolize ediyor.

Vurucu olan da; ne salt görüntülerin harikuladeliği, ne de salt yaşlı adamın genç gezgine ilettikleri… Tüm bu parçaların zihinde yarattığı görsel ve düşünsel etkilerin bütünlüğü… Kasketimizi(!) önümüze koyup oturup düşünmemiz gerektiği!

Sonuç olarak, böyle bir “rüya-köy”ün varlığı, modern dünyanın dişlileri arasına sıkışıp kalmış biz insanlar için bir umut ışığı, bir kurtuluş yolu olduğunu hatırlatıyor.

Yine de umut var, deyip bu rüyadan uyanmak istemiyor insan!

İzleyince siz neler düşündünüz? Ben, bu kaçıncı olsa da hala ve hala etkisindeyim… Meğer yaşadığımız dünyanın tüm gerçeklerine ve her haline iyimser-naif gözlerle bakmak aslında mümkünmüş… Meğer insan, doğayı sevip saydığında, ruh ve beden için gerekli ve önemli olan her şeyi doğadan rahatlıkla alabiliyor, yaratılıştaki fıtratına uygun bir ömürle ödüllendirilip gerçek hayatta da cennetine kavuşma şansı elde edebiliyormuş.

İnsanoğulları ve kızları istesinler yeter ki, pratikte her şey mümkün tabii ki!

Filmdeki her birinin altı çizilip üstüne tekrar tekrar düşünülesi, o çarpıcı konuşmaları aşağıya yazılı olarak da ekliyor, hayat bilgisi ders notlarını koyulaştırıp bu kez de okunmak üzere bu sayfaya bırakıyorum. Duyup dinlerken, görüntülerle bağ kurup anlamlandırırken aldıklarımıza, belki başka katkılar da sunar okumak… Yani öyle olacağını düşünüyorum… Hele ki iç seslerden birini kasketli, diğerini yaşlı adam yapıp bir radyoda radyo tiyatrosu dinliyormuşcasına huzurlu ve merak uyandırıcı bir havaya bürünmüşse ortam…. 🙂  İyi okumalar o halde!

yume1

-iyi günler

-İyi günler

-Bu köyün bir adı var mı?

-Bir adı yoktur. Sadece “köy” deriz biz. Bazı İnsanlar “Su Değirmeni Köyü” diyor.

-Bütün köylüler burada mı yaşar?

-Hayır. Başka yerlerde yaşayanlar da var.

-Köyde elektrik yok mu?

İhtiyacımız yok. İnsanlar konfora çok alışmış. Konforun daha iyi olduğunu düşünüyorlar. Esas güzel olanı fırlatıp atıyorlar.

-Peki nasıl aydınlatıyorsunuz etrafı?

-Mumlarla ve lambalarla.

-İyi de gece çok karanlıktır.

-Evet, zaten öyle olması gerekir.

-Geceleriniz de gündüz gibi aydınlansa fena mı olur?

-Gecem aydınlansın istemem, çünkü o zaman yıldızları göremem.

-Çeltikleriniz var. İşlemek için traktörleriniz yok mu?

-İhtiyaç duymuyoruz. Öküzlerimiz ve atlarımız yetiyor.

-Yakıt olarak ne kullanıyorsunuz?

-Genellikle odun. Aslında ağaçları kesmeyi pek doğru bulmuyoruz. Ancak, kendiliğinden yıkılan yeteri kadar ağaç var. Odunu kömür yaptığımız vakit… birkaç ağaç , koca orman kadar sıcaklık veriyor. Ayrıca tezek de iyi ısıtır. İnsanların eskiden yaşadığı gibi yaşamaya çalışıyoruz. Hayatı doğal yaşamanın yolu bu. Günümüz insanı doğanın bir parçası olduğunu unutmuş vaziyette. Hali hazırda hayat kaynakları olan doğayı yok etmeye devam ediyorlar. Her zaman daha iyisini yapabileceklerini sanıyorlar. Özellikle bilimadamları… Akıllı olabilirler, ancak anlayamadıkları şey, doğanın gücü. İnsanları mutsuz eden şeyleri icat edip duruyorlar. Üstüne, icat ettikleriyle böbürlenip duruyorlar. Daha da beteri, bu insanların bu icatları bir mucize olarak görmeleri. Tapıyorlar onlara. Farkında değiller ama doğa ellerinden gidiyor. Sonlarını hazırladıklarının farkında değiller. İnsanoğlu için en önemli şeyler temiz hava ve sudur… ve bu ikisini üreten ağaç ve bitkiler. Her şey kirletiliyor… temizlenmek üzere! Kirli hava ve kirli su insanoğlunun ruhunu da kirletiyor!

-Buraya gelirken bir grup çocuğun köprü yanındaki kaya üzerine çiçek bıraktıklarını gördüm. Niye?

-Haa şu!… Bir seferinde babam anlatmıştı. Uzun zaman önce hasta bir gezgin köprünün yanında ölmüş. Köylüler acıyıp onu oracığa gömmüş. Koca bir kayayı mezarının üzerine yerleştirip üzerine de çiçekler bırakmışlar. Bir süre sonra oraya çiçek bırakmak bir gelenek olmuş. Sadece çocuklar değil, bütün köylüler, çoğunluğu sebebini bile bilmeden yolları düştüğünde oraya çiçek bırakır.

-Bugün bir kutlama mı var?

-Hayır, bir cenaze… Garipsedin mi yoksa? Ne güzel, mutlu bir cenaze merasimi! Çok çalışıp uzun yaşamaya şükretmek iyi bir şeydir. Burada ne mabedimiz ne de rahibimiz var. Yani cenazeyi tepedeki mezarlığa kadar bütün köylüler taşır. Ölen kişi genç veya çocuksa hoşumuza gitmez. Böyle kayıpları kutlamak zordur. Ama çok şükür, bu köy halkı doğal bir hayat sürer. Bu yüzden de hayatları fazlasıyla uzun olur. Bugün toprağa vereceğimiz kadın tam 99 yaşında öldü. Kusuruma bakmazsanız gidip hazırlıklara katılmam lazım. Gerçeği söylemem gerekirse, benim ilk aşkımdı. Fakat bir başkası için beni terk etti ve kalbimi kırdı.

-Bu arada, siz kaç yaşındasınız?

-Ben mi? Yaşım 103. Hayata veda için iyi bir yaş. Bazıları hayat zordur der. Boş laf! İşin aslı, hayatta olmak iyidir. Heyecan vericidir!

Reklamlar
Bu yazı hayat bilgisi içinde yayınlandı ve , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s