Yollarda -4 (Şimdilerde bir koca şehir… / Mersin – Nisan 2017)

Çocuktum o zaman… İlk bebeği 1 yaşında olan Ayşen ablam ve eşi Mersin’e taşınıp orada yaşama kararı almıştı. İskenderun’dan sonra artık hemen hemen her yaz Mersin’de olacaktık.

Mersin demek deniz demekti. İkiz kardeşimle omuzlarımız su toplayıp kapkara marsık oluncaya dek çıkmazdık denizden. (Bu yaşımda hala bu tamlamadaki marsık kelimesinin anlamını bilmediğimi itiraf ediyorum. Dağarcığımdaki uykusundan uyanıp tam da şu anda fırlayıverdi . 🙂 )

Deniz demek, kıyıda pek çok arkadaş edinip oyun oynamak demekti de aynı zamanda. Bir dolu mutlu çocukluk anımı o kıyılarda biriktirdim, buraya da not düşmeliyim. ( Malum blog yazmak, anıları depolamak da bazen benim için…)

Şimdilerde bir koca şehir Mersin… karışık… insan çeşitliliği bol… bu da bambaşka kültürler ve bambaşka milletlerle temas kurmak demek… Faşizan bir ruhunuz yoksa Suriyeli, Türk, Kürt, Arap, Hristiyan, Fellah, Çingene, Göçebe gibi ayrımcı-bölücü bakış açılarınız da olmuyor. Metropol olmaya aday bu şehri her haliyle kabul edip belli bir samimiyet kurabiliyor, kamusal alanlarını kolaylıkla keşfedebiliyor, kullanabiliyorsunuz. Aksi halde “şurayı Suriyeliler doldurmuş, burayı araplar sarmış”, gibi abuk sabukluklarınızın kuklası, akabinde de mutsuzu olabilmeniz pek mümkün… örneklerine çok rast geldim.

Yine de “Mersin’de yaşamak” konusu açıldıkça durup bir nefes aldım… Zira şehrin elit olan ve konforla yaşanabilen yüzü alabildiğine yüksek yüksek binalar…  Her balkona çıkışım ve her pencereden bakışımda onlarla yüzleşmek.. “büyük bir  şehirde mi, yoksa küçük bir kasabada yaşamak mı” ikilemini defalarca sorgulamamı da sağlamaya önemli bir etkendi…

mersin 1 a

mersin 2 b

Mersin’de günlerce, haftalarca kalabilirim… Ama yaşamak istemem… Zira kışı pek yağmurlu, yazı ise –özellikle temmuz/ağustos ayları- bunaltacak kadar çok çok sıcak ve çok nemli…

mersin 6 b

Lakin bu gelişimde bir güzeldi hava… Gaziantep’de akşam oldu mu sıcaklık keskin bir düşüş yapıp Eskişehir’de ise gün boyu sürecek yağmurdan önce sabahın erken saatlerinde kar bile yağarken, mis gibi bir hava karşılayıp temposunu daha da artırarak daha da mis gibi bir halle uğurladı beni. Ankara’daki yeğenim de iki oğluşu ile birlikte gelmişti ki, her günümüz her gecemiz cümbür cemaat pek hareketli, pek gezmeli, dolu dolu  geçti…

mersin 7 a

Bir de, gerek Antep’te ve gerekse Mersin’de ne yedim, ne yedim… 🙂 Uzun yıllardan beri bu kadar ölçüsüz, bu kadar kontrolsüz yememiştim…  Yetmedi yola, yolculuğa ve zamana dayanabilenlerden ne bulduysam gidip gelip yemeleri için paket paket alıp Eskişehir’e kızıma ve ardından da Gelibolu’ya eşime de getirdim. Ya da biri için getirdiğimi zannettim. 🙂

mersin 9 b

mersin 10 b

Hangi filmdeydi hatrlamıyorum, aklıma kazınmış bir sahne var; küçük bir erkek çocuğun bir dilim yaş pastayı sevdiği kıza hediye vermek için kızın evine gittiği sahne… Kapıyı kızın annesi açıyor ve kızın müsait olmadığını, beklemesi gerektiğini söylüyor… Kızı beklemeye koyulan çocuk ise elindeki pastanın cazibesine kapılıp kıyısından köşesinden tırtıklamaya başlıyor… Kız kapıyı açtığında pastadan geriye altındaki kağıt parçası kalıyor yalnızca… 🙂 Ne ayıp ama, ben de Mersin’den alıp eşime getirmekte olduğum fıstıklı baklava kutusunu her fırsatta açıp açıp bir iki aşırdıktan sonra hepi topu iki dilim baklavacıkla döndüm eve… Allahtan Gaziantep’ten aldığım tuzlu fıstıklar, cevizli sucuklar, fıstıklı muskalar ve Mersin’den aldığım fıstıklı kerebiçler duruyordu da, tatlıyla arası pek de iyi olmamasına rağmen o kalan iki dilimi pek bir iştahla yiyen kocacık, o film sahnesini hatırlayıp kahkahalarla gülme serüvenimizden sonra tuzlu fıstıklara döndü de, ben de elimdeki bir kiloluk bomboş baklava kutusunu alıp çöp sepetine atmayı akıl edebildim. 🙂

Kerebiçi de pek sevdi… Ben hep diyorum, batıda yediğiniz lahmacunlar-kebaplar-baklavalar-tatlılar (yapanlar kendi yörelerinden olsa da) asla gerçekleri gibi değil… Hiç gitmedi iseniz hayatınızda bir kez güneye, güney doğuya ve doğuya gidin, lahmacunun-kebabın-baklavanın-künefenin-ve daha pek çok lezzetin hasını oralarda ustalarından yiyin. 🙂 (Biliyorum yazım hatası yaptım ama “yeyin” demek de pek tırmaladı kulağımı)

Bu geziden 3 kilo fazla ile eve döndüm… bir onbeş gün daha bu tempoda kalsaydım bilmem ne hale gelecektim. 🙂

mersin 4 b

mersin 5 b

Bu arada, bu postta Mersin’i anlatmak…. Şuraya gidin, şurada şunu yiyin burada bunu için diyerek bir gezi rehberi oluşturmak gibi bir amacım yok…  Tüm gezip gördüğüm-gezip göreceğim yerler için böyle… Dileyen internette araştırmasını yapıp bir dolu bilgiye ulaşacaktır zaten… Benim gezi yazılarım hissiyat üzerine olsun istiyorum… Bana kattıkları ya da benden aldıkları… etkileri… yansımaları…. izdüşümleri… düşündürdükleri… hissettirdikleri… vesaire…. İşte o sebeple Mersin’den çok Mersin’deki kendimden söz edip durmaktayım bu postta. 🙂

mersin 3 a

mersin 8 b

İtiraf etmeliyim; yüksek binalar arasındaki boş arsalarda biten tek tük gelincik ve papatyaları  gördükçe de “kırlarım şimdi nasıl olmuştur” diyerek iç geçirdim her fırsatta. Teyit ettim ki büyükşehirler artık benim yaşamak istediğim yerler değil. Nitekim feribottan inip Gelibolu’ya ayak basar basmaz valizleri otomobilin bagajına atıp kocacıkla kaçıverdik kırlara… sanki sözleşmiş, günler öncesinden kararlaştırmış gibi… Oysa tek cümleye baktı; “Eve gitmeden biraz kırlara gidelim mi?” 🙂 Gaziantep, Mersin, Eskişehir gibi üç büyük şehirden sonra, alabildiğine yeşiller, öbek öbek renk renk çiçekler, dalından tazecik çağlalar-erikler, çeşmeden kana kana içtiğim su pek iyi geldi ruhuma.

mersin 11 b

Kalabalığa, karmaşaya ve kaosa… gitmeliyim, görmeliyim, hissetmeliyim, öğrenmeliyim, almalı-alımlamalıyım ama sonunda dönüp dolaşıp sakin, sessiz, çok doğa’lı az insanlı yaşamıma yeniden dönmeliyim. Artık kendi habitatımdan beklentim bu. 🙂

Reklamlar
Bu yazı yollarda içinde yayınlandı ve , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

3 Responses to Yollarda -4 (Şimdilerde bir koca şehir… / Mersin – Nisan 2017)

  1. Özlem Soydan dedi ki:

    Marsık sorusunu hemen taşıyorum malum bloga 🙂
    Mersin çok özel bir kenttir. Sevgiler…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s