Mart 2017 – Aydöküm

Bugün itibariyle yılın dördüncü ayına kapıyı araladık… Ne çabuk geçiyor günler!..

Bir şeylere yetişemediğim zamanlarda da bunu teyit ediyorum… Şu kesin; artık zaman daha hızlı… eski günlerde olmadığı kadar…

Haliyle insan, bu hızın kendi yaşamındaki izdüşümüne de dönüp bakınca “yaşlanmaya doğru giden süreci nasıl daha keyifli ve verimli geçirebilirim”in muhasebesini yapmaya başlıyor. O sebeple hiçbir şeyin tutsağı olmak istemiyorum artık… daha açık bir deyişle; uğraşılarımı, meşguliyetlerimi, hobilerimi yaşamımın merkezine alıp sürekli onlarla yatıp kalktığım bir yaşam tarzını hayatımdan uzak tutmak istiyorum…

Film mi izleyeceğim… kitap mı okuyacağım… örgü mü öreceğim… boyama mı yapacağım… internette sörf mü yapacağım… instagram mı kullanacağım…. Hepsi.. hepsi sınırlı ve ölçülü olmalı…

Her an hepsini bırakıp arkamı dönüp çekip gidebilmeliyim… ya da bir an gelip çok dibime değil, yeniden terkedebilecek kadar yakınlarıma bir yerlere alıp oturtabilmeliyim. İnstagramla aramızdaki bağ gibi… şu günlerde yeni fotoğraf makinemle yapmakta olduğum denemeler için “arşivleyeyim de göz önümde dursunlar” adına yeniden bir dönüş… fotoğrafı ekleyip bir iki eşe-dosta like bıraktıktan sonra, telefonu bir kenara bırakıp bir daha dönüp bakmamak üzere, mesafeli ve ölçülü bir yakınlık… girdabına girmeden… tutsağı olmadan…  İşte bugünlerde tüm isteğim bu…

O sebeple film izlemelerim de, kitap okumalarım da az… pek az… Lakin bu ay çok doküman taradım internette…  yeni dünya düzeni ve dünya siyaset tarihi üzerine birkaç yıldır ilgim yoğun… sürekli araştırıyor, okuyor, izliyorum… bu son taramalarla da geçmiş bilgilerime yeni şeyler katmış oldum…iyi oldu…

fllllllwrs 1

Televizyonu dahi artık az izliyorum… Okuldan eve gelip kapıyı açtığımda ilk işim hemen girişteki oturma odamıza geçip televizyonu açmak olurdu. Boş odada televizyon kendi kendine konuşurken ben evin diğer bölümlerinde başka şeylerle meşgul idim… Artık aynı odada olsam dahi televizyonu saatlerce açmadığım oluyor. Belli haber programlarım, dizilerim ve rast geldiğim birkaç belgesel vesaire ile  televizyon izleme alışkanlığımı ölçüleyip sınırlandırdım.

İşte böyle zamanlarda izlemiş olduğum hepi topu iki tanecik lifetime filmi var.

İlki; Stolen from the Womb (Anne karnından çalınan): Bebeği olmayan bir kadın bunu saplantı haline getirir ve kendisinden uzaklaşmış olan kocasını yeniden kazanmak adına hamile numarası yapar. Doğum zamanı yaklaştığında ise hamile bir kadının karnındaki bebeğe sahip olmak için kötü şeyler yapacaktır.

Film bu kadar basit, yalın ve aksiyonsuz bir film… Vakit geçirmek için izlenebilir…

İkincisi ise; Indiscretion (Düşüncesiz) : Geçici bir macera uğruna eşini aldatan kadının, peşini bırakmayan sapığı ve bu sapığın aile üzerindeki hain ve sinsi planlarını konu alan vasat bir film… Yapacak bir şeyiniz yokken karşınıza çıktıysa hiç yoktan iyidir…

fllllllwrs 3

Bu ay internette ise tek film izledim… O da şurada paylaştığım şeftali bahçesini görmemle hatırladığım Akira Kurosawa’nın Düşler filmi… İlk kez 12 ya da 13 yıl önce izlemiştim… O zamanlar çok fazla sanatsal film izliyordum, film ve edebiyat kulüplerine üyeydim… Sanatsal filmler izler, öyküler başta olmak üzere edebi yapıtlar okur,  alt metin okumaları ve çözümlemeler  yapardık. Düşler filmi üzerine de çok verimli, keyifli tespitlerimiz olmuştu… İstedim ki, yıllar yıllar sonra aynı filmi izlerken bulacağım ve alacağım başka şeyler olacak mı, bir göreyim…Oldu…. belki ileride çözümleme-kritik üzerine bir kategorim olursa oturup tek tek yazmak isterim…

Japoncası Yume, İngilizcesi Dreams olan Düşler filmi, birbirinden farklı 8 düşün ele alındığı, sakince ve pürdikkat izlenilesi bir film… Çünkü içinde çok fazla mesaj ve anlatı barındırıyor. İzleyici, seyretme eyleminin ötesine geçip her bir sahneyi ve sözü düşün gücüyle irdelemeli ve tek tek kazıyarak gizil anlam katmanlarını kaldırıp gerçek anlam parçalarına ulaşmalı… ve bu parçaları kendi zihninde birleştirip tümlemeli… Sanatsal filmlerin izleyicisinden beklentisi de bu… Aksi halde sıkılmak, anlamsız bulmak kaçınılmaz olacaktır.

fllllllwrs 2

Gelelim Mart ayı boyunca izlediğim dizi filmlere…

TRT deki  Payitaht istikrarlı bir şekilde devam ediyor. Vikingler’in TLC deki eski bölümlerinden kopamıyorum, tekrar tekrar izlemeye devam… Yine TLC de pazartesi akşamları izlediğim Doğum Günlükleri’ne ne oldu bilmiyorum… bir süredir ne olduysa bir türlü denk gelemiyorum… İnternette ise dizi izlemeyi bu ay durdurdum.

Görüldüğü üzere, dizi izlemek adına Mart ayım pek verimli değildi… Mini diziler için Nisan ayımdan ümitliyim…

fllllllwrs 4

Bu arada, Mart ayında okuduğum tek kitap da Ayşe Kulin’in Umut isimli romanı oldu… Yazar’ın dili yalın, konular da okutuyor ama beni Ayşe Kulin kitaplarından uzak tutan şey; gerçek hayattan aldığı konuları üstünü örterek, çok şeyi gizleyerek veriyor olması… yani anlatımda adil ve objektif değil… İyiyi iyilikleriyle ortaya sermede ne kadar başarılı ve açıksözlü ise, kötüyü kötülükleriyle ortaya sermede de o kadar başarısız ve ketum… Diyeceksiniz ki adı üstünde “roman” … kurgu/ kurmaca… O halde bazı gerçekler harfi harfine mevcut da; onlarla ilintili, tam da dile getirilesi bazı şeyler neden yok?!.. Ama okuyanı çok… Bunu da çok fazla önemsediğini sanmıyorum… ne okurlarının… ne de kendisinin…

Reklamlar
Bu yazı aydöküm içinde yayınlandı ve , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

6 Responses to Mart 2017 – Aydöküm

  1. colette60 dedi ki:

    Ben ” yaşlanmaya doğru giden süreci nasıl daha verimli geçirebilirim” e takıldım, zira bu günlerde kendime sık sık soruyorum bu soruyu. Zamanımı fazlasıyla işgal eden her ne varsa hayatımdan çıkarıp atmadan sınır koymanın yollarını aramaktayım, çok koşuşturuyorum çok yoruluyorum ama hala bir şeyleri eksik yaptığımı zannediyorum . Kendim için de bir şeyler yapmalıyım ama nasıl, ne zaman ? Ne dersin sevgili arkadaşım ?

  2. rusyena dedi ki:

    ben hala çalışıyor olduğum için kendime kalan zamanları hiç olmazsa daha çok dinlenerek ve bişeylerin tutsağı olmadan, koşturmadan daha sakin geçireyim istiyorum… böylece zamanımı çok alan bişeyler olursa hemen ondan uzaklaşıp aradaki mesafeyi açmam gerektiği sonucuna vardım… ilgi alanlarımın suyunu çıkarmamalıyım mesela… 🙂 bu ilkbahar hiç olmadığı kadar çok kırlara koştum, koşuyorum… beni mutlu eden şeylere daha çok zaman ayırıyorum.. iş hayatım dışında sorumluluklarım da (çocuk-ev hayvanı gibi) pek olmadığı için sanırım daha rahatım… küçük yerde yaşayınca yapacak pek fazla şey de yok aslında… Sanırım insan belli bir yaştan sonra daha çok sakinlik, daha çok huzur arıyor… onları nerelerde bulduğumuz önemli…

  3. tülin dedi ki:

    Bu durum, bu yaş döneminin getirdiği bir farkındalık sanıyorum. Ben de geçen kış tv nin evdeki varlığına son verdim.
    Hobi malzemelerimin bir kısmı bir daha satın alınmama kararı ile birlikte toparlandı, ihtiyacı olan bir huzur evine götürülmek üzere paketlendi.
    Daha sade, daha sakin bir hayat tarzına doğru yol almaya çalışıyorum kendimce. Mesela mutfak alışverişlerimde bile annemin eski sofralarını kurduracak malzemeler satın alıyorum nicedir. Giysi konusunda zaten uzun zamandır perhizdeyim. Daha dün albümleri düzenlerken daha iyi gördüm ki, bu konuda oldukça başarılıyım. Son yıllarda çok az şey satın almışım 🙂 Tam olarak anlatmam uzun sürer ama siz ve Nilgün anlayacaktır ne demek istediğimi.
    Kendimi yine de ruhen çok hafiflemiş gibi hissetmiyorum. Yapmam gereken bir şeyler daha olsa gerek. El yordamı ile yürümek yerine, denenmiş sonuç alınmış yollar bulmak gerek. Bu anlamda yazınız bana çok iyi geldi. Kitap okumayı azalttım diye bir yandan kendime kızıyordum.

    Size yine çok sevdiğiniz kırlarda güneşli bir pazar günü diliyorum Sevgiler.

  4. rusyena dedi ki:

    benden de sevgiler…mutlu, neşeli günler…

  5. Ecehan dedi ki:

    Yine güzel renkler gösterdiniz Sevgili Ruşyena… Hem görsel hem içerik anlamında yani… Umarım güzel ve anlamlı zamanlarımızı çoğaltabiliriz…

  6. rusyena dedi ki:

    başka çaremiz yok gibi… zaman geçmekte…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s