Yollarda -1 (Bigalı Köyü / Şubat 2017)

Kahvaltı bitmiş, oturuyorduk öylece… “Bugün bir yerlere gidelim mi?” sorusuyla geldi kocacık… Kısacık bir an… Aklımda bu soruya evetli hayırlı net bir cevap olmamakla birlikte, hadi evet diyecek olsam, “nereye” sorusuna karşılık bir isim de hazırda yok… öyle fikirsizim… Ama daha o anda, evet de dememişken, “Bigalı Köyü” fırlayıverdi dilimden… Birkaç saniye düşündükten sonra “çoktandır gitmemiştik, değişiklik olur” dedi kocacık…

Ne ara düşünüp bulduğumu çıkarmaya çalışırken, fotoğraf makinelerinin pil şarjlarını ve hafıza kartlarını zihnimde kontrol etmeye başlamıştım bile… Kalkıp baktım, şarj süreleri yeterli, hafıza kartları da yerli yerinde idi… Zira birkaç kez kartı pc üzerinde unutup yola düşmüşlüğümüz, yarı yollardan gerisin geri dönmüşlüğümüz var. O birkaç unutkanlık, unutmamayı şartlamış, pekiştirmiş demek ki…

Bu plansız-programsız bir anda kalkışları da ayrıca sever oldum. “An’ı yakala” için hoş sürprizler… Bu günkü sürprizlerin çağırıcısı da Bigalı Köyü idi belli ki…
Orada ne var?… genişçe bir köy meydanı… eski taş evler… küçük bir müze… Atatürk’ün 1915’te silah arkadaşları ile birlikte kaldığı, şimdiki adı ile Atatürk evi… vesaire… Mevsim itibariyle çay bahçelerini, dükkanları, sokaklara tezgah kurmuş teyzeleri aktif olarak görmek mümkün olmayacaktı muhtemelen… Yaza da daha çok vardı, yarım güne sığdırılması zorunlu 2017 nin ilk gezisi için dilimden fırlayan bu köy pek de fena sayılmazdı.

“Nereden aklıma geldi” sorusuna daha fazla cevap aramaktan vaz geçip hazırlıklarımı tamamladım… ve düştük yola…

Lodos güçlü esintileriyle yoluna çıkan her şeyi sarsıp dursa da, güneyden getirdiği sıcak havayla epeyce ısıtıvermişti her yeri… bir taraftan da bu haftasonu sifonu çekilip yeryüzüne şakır şakır inecek yağmur için gökyüzüne öbek öbek bulut topluyordu… Parça pinçik bulutlar lodosun arkalarından ittirmesiyle Gelibolu’nun üstlerine doğru ağır ağır toplanıyor, aralardan altın renkli gözlerini kırpan güneş “korkmayın, daha çok var… siz keyfinize bakın” diyordu.

bigali-koyu-1

Bigalı Köyü’ne ilk kez 2013 yılında gelmişiz… O günden bu yana pek çok şey değişmemiş… Yaz günlerinde aktif olabileceklerini düşündüğümüz yerler açık ve hizmette değillerdi tahmin ettiğimiz gibi… Meydanı bomboş, sessiz bir köy karşıladı bizi…

bigali-koyu-2

Caminin yanındaki iki katlı müze de açık değildi…

bigali-koyu-3

bigali-koyu-4

Cami ve müze arasındaki yoldan yukarılara doğru kıvrıldık… İki taraflı geniş alanlara bakıp öylece yürüyorduk… Bu yürüme anında bile ruha iyi gelen bir şeyler vardı, hissettiriyordu… hissediyorduk…

bigali-koyu-5

Toprak ana uzun kış uykusundan henüz uyanmamış… ama uyanması için ona yardımcı olmaya çalışan birileri topraklarının başında, yeni sezonun yeni mahsulleri için gereken hazırlıkları yapmada… Kolaylıklar dileyip köy dışına daha çok uzanmadan, yol ayrımında sola dönüyoruz… Biraz sonra bir kez daha sola döndükten sonra yine köyün içinde bir yerlerdeyiz… Kömürlükten çıkmış olma ihtimali muhtemel, çenesi, burnu kirloş ama bakışı pek sevimli bir kedicik sokulup sürtünüveriyor ayaklarıma… Ve o andan itibaren köy gezimizde kafilemizin bir parçası oluyor… biz nereye o da oraya…

bigali-koyu-8

Ama o kirloş haline rağmen kendini bir sevdirmeler, bir sevdirmeler…

bigali-koyu-8-b

Dönüş yolunda iki sokak kedisini kocaman bir farenin üzerinde tıkınırken görünceye dek, alacağımızı almış, vereceğimizi vermiştik çoktan… Kocacıkla birbirimize baktık.. “Ay ama bunlar sokak kedisi, bizimki ev kedisi, öyle olmasa bu kadar sokulur muydu hiç” deyip içimi rahatlatmaya çalışıyordum ki, “ev kedisi ise sokakta ne işi var” dedi kocacık… hemen orada tiksinti oldum… vücudum bir şeyler dökmezse iyi… Ama terbiye olmam ben… unutur… bir yerlerde gene bulu(nu)r, gene oynar-sever dururum ben… 🙂

Köy içinde çıt yoktu… Atatürk evine gitmek için girdiğimiz sokakta açık bir satış tezgahı gördük.. bu kez de sahibi başında değildi..

bigali-koyu-6

Sokağın sonuna doğru yürüdük… Önceki gelişimizden Atatürk evi olabileceğini tahmin ettiğimiz binanın üzerinde yukarıdan aşağıya, üstü resimli beyaz bir naylonun örtülü olduğunu gördük…. Yanına gidip farkettik ki Atatürk evi restorasyona alınmıştı ve ziyarete kapalı idi…

bigali-koyu-10

Bir kez daha gelip yapılmakta olan değişiklikleri görmek için bu halin iyi bir şey olduğunu söyleyerek polyannacılığımızı da yapıp meydana doğru yeniden yürümeye koyulduk… Lodos Bigalı Köyü’nde de arz-ı endam eyliyordu ve köyün her tarafını donatan ay yıldızlı bayraklarımız her birinin önünden geçerken çırpılıp masanın üzerine açmaya hazır hale getirilmiş pürüzsüz örtüler gibi geniş geniş açılıyor, nazlı nazlı dalgalanıyordu.

bigali-koyu-7

Köyün tarihi-turistik özellikleriyle karşılaşmamız mümkün olmamış olsa da, bu Osmanlı yadigarı, bu kadim köyde dolaşmak ruha pek iyi geliyordu.

Bu gezinin amacı belki de buydu… Gezene bir şeyler öğretmek değil.. bir şeyler hissettirmek…

Zira böyle huzurlu yerlerde gezip durdukça insan, anlıyor ki aslında dünya huzurlu bir yer… Böylelikle, içini büyütüp büyütüp yaşadığı gezegen olgusuna kadar uzanıyor ve yeryüzü başta olmak üzere, parçası olduğu her şeyin değerini daha iyi anlıyor… Ruhun huzurlu ise, yaşadığın yer de, sen de huzurlusun… Bunu ayarlamayı becerdiğin an, yaşamın huzur buluyor. Ve ruhun diri, devinik, dinamik kaldığı an, bedenin de ona uyum sağlıyor.

Ne demiş sayın Camus; “Yolculuk bizi kendimize getirir.”

bigali-koyu-9

Ki yolculuk varılan yerin insana kattıkları kadar, varma sürecinin kattıklarıdır da… Yolda olma halleri bile başlı başına kazançtır, bir destinasyona ulaşıp ulaşmamanın ötesinde.

Bir yerde okumuştum… “Yolculuk yaparken her yere teşekkür et” diyordu… Bu sözün erdemini bilerek şükredip durdum ben de dönüşte hissettiğim mutluluk için bu geziyi vesile kılan rabbime ve yoluma çıkan her bir güzelliğe….

bigali-koyu-11

Not: Atatürk Evi ile ilgili eski blogumdaki yazıyı okumak, fotoğrafları görmek isterseniz burada… Müze ile ilgili yazı ve fotoğraflar ise burada…

Reklamlar
Bu yazı yollarda içinde yayınlandı ve , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Yollarda -1 (Bigalı Köyü / Şubat 2017) için 2 cevap

  1. Tulin dedi ki:

    Bu sabah ne iyi geldi bana bu gezi 🙂 Yaz programima alayim. Yakiniz zaten, bakarsiniz sizinle de karsilasiriz :))

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s